Tapuda Malik Ne Demek?

Tapuda Malik Ne Demek? başlıklı bu yazıda, gayrimenkul hukukunda tapu veya taşınmaz malikinin ne anlama geldiği, hangi hak ve sorumluluklara sahip olduğu detaylı bir şekilde anlatılmaktadır. Ayrıca borçlu malik kavramı da açıklanmıştır. Bilal Küçük'ün kaleminden çıkan bu yazı, tapu sahipliği hakkında merak ettiğiniz her şeyi aydınlatmayı hedefliyor.

Tapuda Malik Ne Demek?

Tapu belgesine baktığında “malik” kelimesiyle karşılaşıp “Bu tam olarak ne demek?” diye düşündüysen yalnızz değilsin. Günlük hayatta çok kullanmadığımız ama tapu işlemlerinde sürekli karşımıza çıkan bu kelime, aslında işin özünü anlatıyor. 

Tapuda malik, bir taşınmazın resmi olarak tapu siciline kayıtlı sahibi anlamına gelir. Malik olan kişi, gayrimenkulü satma, kiraya verme, bağışlama gibi tüm tasarruf işlemlerini yapma yetkisine sahiptir. Ayrıca taşınmaz üzerindeki hak ve sorumluluklardan da malik sorumludur.

Yani tapu senedinde adı “malik” olarak yazan kişi, o taşınmaz üzerinde mülkiyet hakkına sahip olan kişi. Bu kişi; evi satabilir, kiraya verebilir, ipotek ettirebilir, bağışlayabilir. Tabii ki kanunun çizdiği sınırlar içinde. Peki neden “sahip” yerine “malik” deniyor? Çünkü Türk Medeni Kanunu ve tapu mevzuatında kullanılan teknik terim bu. Hukuki dilde “mülkiyet hakkı sahibi” anlamına geliyor.

Bu noktada şunu söylemek lazım: Tapuda malik olmak, “orada oturuyorum” demekle aynı şey değil. Bir evde kiracı olarak oturabilirsin ama tapuda malik başkasıdır. Ya da tam tersi, tapuda malik sensindir ama evde kiracı oturuyordur. Tapu, kimin hukuken sahip olduğunu gösterir; kimin fiilen oturduğunu değil.

Bana sorarsan, özellikle miras, satış, boşanma, haciz gibi durumlarda “tapuda malik kim?” sorusunun cevabı hayat kurtarıyor. Çünkü işin sonunda para, hak, paylaşım, vergi gibi konular doğrudan malikle bağlantılı. Şimdi yavaştan detaylara inelim; tapuda malik nasıl anlaşılır, hissedar ne demek, malik nasıl değişir, hepsini tek tek açalım.

Tapuda Malik Nasıl Anlaşılır? (Tapu Belgesinde Malik Nerede Yazar?)

Önce en temel soruyu netleştirelim: Elinde bir tapu senedi var ve “Burada malik nerede yazıyor, ben bu işten pek anlamıyorum” diyorsun. Şmd adım adım gidelim.

Tapu senedinin genel yapısı

Tapu senedi aslında standart bir form. Renkleri, şekli, bölümleri Türkiye genelinde aynı mantıkta. Üzerinde;

  • Taşınmazın bulunduğu il, ilçe, mahalle/köy bilgileri,
  • Ada, parsel, bağımsız bölüm numarası,
  • Niteliği (mesken, arsa, tarla, işyeri vs.),
  • Yüzölçümü,
  • Malik bilgileri,
  • Şerhler, beyanlar, ipotekler

gibi alanlar bulunur. Bizim odaklandığımız kısım ise “malik” kısmı.

Tapu belgesinde malik kısmı nerede?

Tapu senedinde genellikle orta-alt bölümde, “Malik” başlığı altında bir tablo görürsün. Bu tabloda;

  • Malikin adı ve soyadı,
  • TC kimlik numarası (veya yabancı ise yabancı kimlik no),
  • Pay oranı (tam, 1/2, 1/4 gibi),
  • Edinme sebebi (satış, bağış, veraset vs.)

yazar. Eğer taşınmazın tek sahibi varsa, bu tabloda tek satır görürsün. Birden fazla malik varsa, her biri ayrı satırda listelenir.

Örneğin tapuda şöyle bir tablo görebilirsin:

  • Adı Soyadı: Ahmet Yılmaz – Payı: Tam

Bu ne demek? Bu taşınmazın tek maliki Ahmet Yılmaz ve mülkiyetin tamamı ona ait. Ama şöyle de görebilirsin:

  • Adı Soyadı: Ayşe Demir – Payı: 1/2
  • Adı Soyadı: Mehmet Demir – Payı: 1/2

Bu durumda taşınmazın iki maliki var ve her biri yarı yarıya pay sahibi. Yani “malik” kısmı, kimin hangi oranda sahip olduğunu net şekilde gösteriyor.

Tapu kaydında malik bilgisi nasıl kontrol edilir?

Elinde fiziki tapu senedi yok ama “Bu taşınmazın maliki kim?” diye merak ediyorsan, birkaç yolun var:

  • Tapu ve Kadastro Genel Müdürlüğü (WebTapu) sistemi: Eğer taşınmaz senin üzerine kayıtlıysa, e-Devlet üzerinden WebTapu’ya girip malik bilgilerini görebilirsin.
  • Tapu müdürlüğüne başvuru: Taşınmazla ilgili hukuki ilgin varsa (malik, mirasçı, vekil vs.), tapu müdürlüğünden resmi tapu kaydı (tapu kaydı örneği) talep edebilirsin.
  • e-Devlet üzerinden tapu bilgileri: Kendi adına kayıtlı taşınmazların listesini görebilir, hangi taşınmazda malik olduğunu kontrol edebilirsin.

Burada önemli bir nokta: Herkes, kafasına göre “Şu parselin maliki kim?” diye sorgu yapamıyor. Kişisel verilerin korunması sebebiyle, malik bilgisi herkese açık değil. Yni, random bir parsel numarası bulup “bakayım kiminmiş” diyemiyorsun, sistem gatekeep yapıyor resmen.

Malik ile tapu fotokopisi arasındaki ilişki

Bazen emlakçı sana bir tapu fotokopisi atar (dm’den fln) ve “Malik bu kişi” der. Burada dikkat etmen gereken şey, fotokopideki malik ismiyle işlem yapacak kişinin aynı olup olmadığı. Örneğin:

  • Tapuda malik “Ayşe Kaya” görünüyor,
  • Satışa gelen kişi “Ayşe’nin kardeşi” olduğunu söylüyor.

Bu durumda vekaletname var mı, miras intikali yapılmış mı, satış yetkisi kimde, bunları mutlaka kontrol etmek gerekiyor. Aksi halde ileride ciddi sorunlar çıkabilir. “Yok artık, bu kadar da olmaz” deme, pratikte çok yaşanıyor.

Tapuda Malik ile Hissedar Arasındaki Fark Nedir?

Şimdi gelelim sık karıştırılan iki kavrama: malik ve hissedar. Aslında hissedar da bir tür malik, ama arada önemli bir nüans var. Açıkçası bu farkı anlamadan miras, ortak mülkiyet, kardeşler arasında ev paylaşımı gibi konuları çözmek pek mümkün değil.

Malik nedir, hissedar nedir?

Basit bir dille anlatalım:

  • Malik: Taşınmazın mülkiyet hakkına sahip kişi. Tek başına da olabilir, birden fazla kişi de olabilir. Yani malik, “sahip” olan kişi/kişiler.
  • Hissedar: Bir taşınmazda payı (hisse) bulunan malik. Yani hissedar, paylı mülkiyet söz konusu olduğunda kullanılan ifade. Her hissedar aslında maliktir ama mülkiyetin tamamına değil, belirli bir oranına sahiptir.

Peki neden bu kadar önemli? Çünkü hissedar olmak, taşınmaz üzerinde tek başına her şeyi yapabileceğin anlamına gelmiyor. Pay oranına ve mülkiyet türüne göre yetkilerin değişiyor.

Örnekle açıklayalım

Diyelim ki bir daire var ve tapuda şöyle yazıyor:

  • Ali – 1/2
  • Veli – 1/4
  • Ayşe – 1/4

Bu üç kişi de malik. Ama aynı zamanda her biri birer hissedar, çünkü taşınmaz paylara bölünmüş durumda. Ali’nin yarı payı, Veli ve Ayşe’nin ise çeyrek payı var.

Burada “hissedar” kelimesi, özellikle miras kalan taşınmazlarda çok karşımıza çıkıyor. Örneğin anne-babadan kalan bir tarla, 3 kardeşe miras kalmışsa, her biri hissedar oluyor. Tapuda da genelde “paylı mülkiyet” şeklinde görünüyor.

Malik – hissedar farkını pratikte nasıl hissedersin?

Şöyle düşün:

  • Tek maliksen (taşınmazın tamamı senin adınaysa), evi satmak için kimsenin iznine ihtiyacın yok. Tapuya gidip satış yapabilirsin.
  • Hissedar isen (örneğin 1/3 payın varsa), sadece kendi payını satabilirsin. Tüm taşınmazı tek başına satamazsın, diğer hissedarların da onayı gerekir.

Bu noktada insanlar bazen “Benim adım da tapuda yazıyor, istersem satarım” diye düşünüyor. Evet, adın yazıyor ama hangi oranda? İşte o oran, senin hissedar olarak gücünü belirliyor. Kafadan atmak yok, tapu ne diyorsa o.

Hissedar olmak ne gibi sorunlar çıkarabilir?

Hissedar olmak bazen avantaj, bazen de ciddi sıkıntı. Özellikle:

  • Hissedarlar arasında anlaşmazlık varsa,
  • Bir kısmı satmak istiyor, diğerleri istemiyorsa,
  • Taşınmaz fiilen bölünemiyorsa (örneğin tek daire),

işler karışabiliyor. Bu durumda izlenecek yollar arasında:

  • Hissedarlar arasında anlaşma yapıp birinin diğerlerinin payını satın alması,
  • Resmi olarak ifraz (ayırma) veya taksim (paylaşma) işlemleri,
  • Son çare olarak mahkemeden ortaklığın giderilmesi (izale-i şuyu) davası açılması

gibi seçenekler var. Yni, hissedar olmak “gzl, ortak evimiz var” gibi hissettirse de, pratikte bazen mood tam tersi olabiliyor.

Bir Tapunun Maliki Nasıl Değişir? (Satış, Veraset, İntikal Süreçleri)

Tapuda malik olmak sabit bir şey değil; zamanla değişebiliyor. Satış, bağış, miras, mahkeme kararı gibi pek çok sebeple bir taşınmazın maliki değişebilir. Peki bu değişim nasıl oluyor, süreç nasıl işliyor? Şimdi esas meseleye gelelim.

1. Satış yoluyla malik değişimi

En yaygın malik değişim yolu, tabii ki satış. Bir ev alıp sattığında, tapuda malik değişmiş oluyor. Ama burada kritik nokta şu: Gerçek malik değişimi, tapu müdürlüğünde yapılan resmi satış işlemiyle olur. Aranızda yazılı sözleşme yapmanız, elden para vermeniz, “söz verdik” demeniz yetmez.

Satış süreci kabaca şöyle işler:

  • Alıcı ve satıcı, tapu müdürlüğüne başvurur (çoğu zaman WebTapu üzerinden randevu alınır).
  • Gerekli belgeler hazırlanır (kimlik, fotoğraf, vergi borcu yoktur yazısı, DASK poliçesi vs.).
  • Tapu harcı ve döner sermaye ücretleri ödenir.
  • Tapu müdürlüğünde resmi satış sözleşmesi imzalanır.
  • Tapu kaydında eski malik silinir, yeni malik adı yazılır.

Bu işlem tamamlandığında, yeni tapu senedinde artık alıcının adı “malik” olarak görünür. “Ben parayı verdim ama tapuya gitmedik” gibi durumlarda, hukuken malik hâlâ eski sahibi olur. Bu yüzden “müdür, tapu olmadan satış olmaz” cümlesi tr.

2. Veraset ve intikal yoluyla malik değişimi (miras)

Bir diğer yaygın malik değişim sebebi, miras. Bir kişi vefat ettiğinde, onun adına kayıtlı taşınmazlar mirasçılarına geçer. Ama bu geçiş, otomatik olarak tapuya yansımaz; veraset ve intikal işlemi yapılması gerekir.

Adım adım bakalım:

Veraset ilamı (mirasçılık belgesi) alınması

Önce mirasçıların kim olduğunu gösteren bir veraset ilamı (mirasçılık belgesi) alınır. Bu belge;

  • Sulh hukuk mahkemesinden, veya
  • Noterden

alınabilir. Belgede, vefat eden kişinin mirasçıları ve miras pay oranları yazılıdır.

İntikal işlemi (mirasın tapuya geçirilmesi)

Sonra mirasçılar, bu veraset ilamıyla birlikte tapu müdürlüğüne başvurur. Tapu kaydında;

  • Eski malik: Vefat eden kişi,
  • Yeni malik(ler): Mirasçılar (pay oranlarına göre)

şeklinde bir güncelleme yapılır. Bu işleme intikal denir. Yni, mülkiyetin mirasçılara geçmesinin tapu kaydına işlenmesi.

Örneğin:

  • Vefat eden kişinin 3 çocuğu var, eş yok.
  • Veraset ilamında her bir çocuğun payı 1/3 olarak yazıyor.
  • Tapuda da malik kısmı şu şekilde güncelleniyor:
    • Ali – 1/3
    • Ayşe – 1/3
    • Mehmet – 1/3

Bu aşamadan sonra bu üç kişi, taşınmazın yeni malik ve hissedarları oluyor.

3. Bağış (hibe) yoluyla malik değişimi

Bir taşınmazı, para almadan bir başkasına devretmek de mümkün. Buna bağış (hibe) deniyor. Örneğin anne-baba, çocuklarına evini bağışlayabiliyor. Süreç satışa benziyor ama işlem türü “hibe” olarak geçiyor.

Bağışta da tapu müdürlüğünde resmi işlem yapılması şart. “Sözlü olarak sana verdim” demekle malik değişmiyor. Ayrıca bağışta da vergi ve harç boyutu var; tamamen “bedava” gibi düşünmemek lazım.

4. Mahkeme kararıyla malik değişimi

Bazen malik değişimi, doğrudan tapu müdürlüğünde yapılan bir işlemle değil, mahkeme kararı ile oluyor. Örneğin:

  • Tapu iptal ve tescil davası sonucunda,
  • Boşanma sonrası mal rejimi tasfiyesi davasında,
  • Ortaklığın giderilmesi (izale-i şuyu) davasında satış sonrası,
  • Hatalı tescilin düzeltilmesi kararlarında

mahkeme, taşınmazın kimin adına tescil edileceğine karar verebiliyor. Bu karar kesinleştiğinde, tapu müdürlüğü kararı uygular ve malik bilgisi güncellenir.

5. Malik değişiminde dikkat edilmesi gerekenler

Bu noktada birkaç kritik uyarı yapmak lazım:

  • Noter satış sözleşmesi tek başına yetmez: Araç satışında noter yeterli ama taşınmazda değil. Tapu müdürlüğünde tescil şart.
  • El yazılı senetlere güvenme: “Evimi sana sattım” diye yazılmış bir kağıt, tapu tescili olmadan malikliği değiştirmez.
  • Vekaletle satışta vekaletnameyi mutlaka kontrol et: Vekilin yetkisi var mı, süresi dolmuş mu, kapsamı ne, bunlar çok önemli.
  • Miras intikalini geciktirme: “Nasıl olsa bizim aramızda sorun yok” deyip yıllarca intikal yapmamak, ileride çocukların çocuklarına kadar uzanan karışıklıklara sebep olabiliyor.

Özetle, tapuda malik değişimi ciddi bir iş. “Tmm hallederiz” deyip geçilecek bir konu değil; resmi işlem şart ve her adımın hukuki sonucu var.

Aynı Taşınmazda Birden Fazla Malik Olabilir mi? (Ortak Mülkiyet Açıklaması)

Belki de en çok merak edilen sorulardan biri bu: Aynı taşınmazın birden fazla maliki olabilir mi? Cevap: Evet, hem de oldukça sık görülen bir durum. Özellikle miras kalan taşınmazlarda, aile içi alımlarda, eşler arasında, ortak yatırımlarda karşımıza çıkıyor.

Ortak mülkiyet türleri: Paylı mülkiyet ve elbirliği mülkiyeti

Türk Medeni Kanunu’na göre, bir taşınmazın birden fazla maliki varsa, bu ortaklık iki şekilde olabilir:

  • Paylı mülkiyet (müşterek mülkiyet)
  • Elbirliği mülkiyeti (iştirak halinde mülkiyet)

İkisi arasındaki fark, pratikte çok önemli.

1. Paylı mülkiyet (müşterek mülkiyet)

Paylı mülkiyette, her malikin taşınmaz üzerinde belirli bir pay oranı vardır. Tapuda bu oranlar açıkça yazılır: 1/2, 1/3, 1/4 gibi.

Örneğin:

  • Ali – 1/2
  • Ayşe – 1/4
  • Mehmet – 1/4

Bu durumda herkes, taşınmazın tamamı üzerinde payı olan birer maliktir. Ama “şu oda benim, şu balkon senin” gibi fiziksel bir bölünme yoktur; paylar hukuki anlamdadır.

Paylı mülkiyette;

  • Her malik, kendi payı üzerinde tasarruf edebilir (payını satabilir, devredebilir).
  • Tüm taşınmazla ilgili önemli kararlar (tamamının satılması gibi) için genelde tüm paydaşların onayı gerekir.

Bu model, miras intikali sonrası en sık gördüğümüz yapı. Kardeşler arasında paylı mülkiyet oluşuyor ve herkes hissedar-malik oluyor.

2. Elbirliği mülkiyeti (iştirak halinde mülkiyet)

Elbirliği mülkiyetinde ise, paylar tapuda ayrı ayrı gösterilmez. Tüm maliklerin taşınmaz üzerinde birlikte mülkiyet hakkı vardır. Genelde miras, aile malları, bazı ortaklık yapılarında karşımıza çıkar.

Tapuda şöyle görünebilir:

  • Ali, Ayşe, Mehmet – Elbirliği mülkiyeti

Burada “Ali’nin 1/3’ü var, Ayşe’nin 1/3’ü var” gibi bir oran tapuda yazmaz. Hukuken payları var ama bu paylar belirlenmemiştir; hepsi birlikte malik sayılır.

Elbirliği mülkiyetinde;

  • Hiçbir malik, tek başına payını satamaz.
  • Taşınmazla ilgili tasarruflarda tüm maliklerin birlikte hareket etmesi gerekir.

Bu yüzden elbirliği mülkiyeti, pratikte biraz daha “zor yönetilen” bir yapı. Çoğu zaman insanlar, elbirliği mülkiyetini paylı mülkiyete çevirmek için mahkemeye başvuruyor.

Birden fazla malik olmasının artıları ve eksileri

“Aynı taşınmazda birden fazla malik olmak iyi mi, kötü mü?” sorusunun net bir cevabı yok; duruma göre değişiyor. Ama genel hatlarıyla:

Artıları

  • Yatırım yükü paylaşılır: Özellikle arsa, yazlık, ticari taşınmazlarda birden fazla kişi ortak olup maliyeti bölüşebilir.
  • Mirasın bölünmeden korunması: Büyük bir taşınmazın satılıp paraya çevrilmesi yerine, ortak mülkiyetle aile içinde kalması sağlanabilir.
  • Risk dağılımı: Tek kişinin üzerine büyük bir kredi yükü almak yerine, ortaklar arasında paylaşılabilir.

Eksileri

  • Karar alma zorluğu: Satış, kiralama, tadilat gibi konularda herkesin aynı fikirde olması zor olabilir.
  • Hissedarlar arası anlaşmazlık: “Ben satmak istiyorum, o istemiyor” gibi klasik sorunlar çıkabilir.
  • Fiili kullanım sorunları: Özellikle tek daire gibi bölünemeyen taşınmazlarda “Kim oturacak, kim kira alacak?” tartışmaları yaşanabilir.

Bu noktada, ortak mülkiyete girmeden önce mutlaka yazılı bir anlaşma yapmak, herkesin beklentisini netleştirmek çok işe yarıyor. Yoksa yıllar sonra “bn öyle anlamamıştım” tripleri başlayabiliyor.

Birden fazla malik varken satış nasıl olur?

Bu da çok sorulan bir konu. Özetle:

  • Paylı mülkiyette: Her malik, kendi payını tek başına satabilir. Ama taşınmazın tamamını satmak için tüm maliklerin tapuda işlem yapması (veya vekalet vermesi) gerekir.
  • Elbirliği mülkiyetinde: Hiçbir malik tek başına satış yapamaz; tüm maliklerin birlikte hareket etmesi şarttır.

Örneğin 3 kardeşin paylı mülkiyetle sahip olduğu bir arsada, kardeşlerden biri kendi 1/3 payını üçüncü bir kişiye satabilir. Bu durumda yeni malik, o payın yeni hissedarı olur. Diğer kardeşler isterse bu payı önalım (şufa) hakkıyla geri alabilir; bu da ayrı bir hukuki süreç tabii.

Yni, aynı taşınmazda birden fazla malik olması mümkün, hatta çok nrml. Önemli olan, bu ortaklığın hukuki yapısını bilmek ve ona göre hareket etmek.

Özet & Sonuç

Tapuda “malik” kelimesi, kulağa brzl resmi ve uzak gelse de, aslında işin kalbinde duran kavram. Bir taşınmazın gerçek, hukuki sahibini ifade ediyor. Tapu senedinde malik kısmında yazan isimler, o taşınmaz üzerinde mülkiyet hakkına sahip olan kişiler. Bu kişiler tek başına olabileceği gibi, birden fazla hissedar şeklinde de karşımıza çıkabiliyor.

Tapuda malik ile hissedar arasındaki farkı anlamak, özellikle miras, ortak mülkiyet, satış ve paylaşım süreçlerinde büyük önem taşıyor. Hissedar olmak, taşınmazın tamamına değil, belirli bir payına sahip olmak demek. Bu da tek başına her kararı alamayacağın anlamına geliyor. Satış, veraset ve intikal, bağış veya mahkeme kararı gibi yollarla malik değişimi mümkün; ama hepsinde ortak nokta, işin tapu müdürlüğünde resmi işlemle tamamlanması.

Sonuç olarak, tapu kaydında adının nasıl geçtiğini, pay oranını, mülkiyet türünü bilmek; ileride çıkabilecek anlaşmazlıkların çoğunu daha baştan önleyebiliyor. Çok övmeye gerek yok ama, tapu ve malik kavramını birazcık öğrenmek bile, hem kendi hakkını korumak hem de gereksiz stres yaşamamak için gayet sağlam bir adım diyebilirim.

Paylaş: