Toprak Yatırımı: Uzun Vadeli Güvenli Bir Strateji mi, Yoksa Abartılıyor mu?
Toprak yatırımı, son yıllarda hem küçük yatırımcıların hem de kurumsal oyuncuların radarına iyice girdi. Enflasyonun yüksek olduğu, paranın alım gücünün eridiği dönemlerde “Paramı nereye koyayım ki değerini korusun?” sorusunun cevabı çoğu kişide toprak yatırımı oluyor. Peki bu gerçekten bu kadar gzl mi, yoksa biraz abartılıyor mu? Açıkçası ikisi de.

Toprak, doğru yerde ve doğru fiyata alındığında uzun vadede genelde kazandıran bir varlık. Ama “nasıl olsa artar” diye, araştırma yapmadan alınan her parsel de kazandıracak diye bir kural yok. Hatta yanlış lokasyonda, imar riski yüksek bir yere girersen, yıllarca elinde bekleyip sinir olman da mümkün. Bu noktada şunu söylemek lazım: toprak yatırımı sabır, analiz ve biraz da strateji işi.
Şimdi gel, adım adım gidelim. Toprak yatırımına başlamadan önce bilmen gerekenleri, bütçeni nasıl dağıtman gerektiğini, en sık yapılan hataları ve toprakta değer artışını belirleyen temel kriterleri detaylıca konuşalım. Şmd başlıyoruz.
Toprak Yatırımına Başlamadan Önce Bilmen Gerekenler
Toprak yatırımı kulağa “al, bekle, kazan” gibi basit gelebilir ama işin mutfağı o kadar nrml değil. Özellikle ilk kez giriyorsan, birkaç temel noktayı netleştirmeden adım atmaman çok kritik.
1. Yatırım Amacını Netleştir: Neden Toprak Alıyorsun?
İlk soru şu: Bu toprağı neden alıyorsun? Emeklilik için mi, kısa vadede al-sat için mi, yoksa üzerine ileride ev, depo, işyeri fln yapmak için mi?
Uzun vadeli birikim için alıyorsan: Şehir merkezine biraz daha uzak, ama gelişim aksı üzerinde olan bölgeler mantıklı olabilir.
Kısa vadeli al-sat düşünüyorsan: İmar planı değişimi beklenen, büyük projelere (otoyol, sanayi, üniversite, OSB vb.) yakın yerleri daha yakından takip etmen gerekir.
Üzerine yapı yapmak istiyorsan: İmar durumu, altyapı, yol, su, elektrik gibi konular senin için ekstra önemli hale gelir.
Peki neden bu kadar önemli? Çünkü amaç net olmazsa, seçeceğin bölge, parsel büyüklüğü, hatta bütçe dağılımın bile havada kalır. Sonra “Bu aldığım yer bana uymuyor” deyip satmaya çalışırken zarar etme riski doğar.
2. Bölge Araştırması: Haritaya Sadece Kuşbakışı Bakma
Toprak yatırımında en kritik konu, lokasyon. Ama lokasyon derken sadece “şehre yakın mı?” diye bakmak yetmiyor. Biraz daha derine inmek lazım:
Belediye ve imar planları: Bölgenin 1/1000 ve 1/5000 ölçekli imar planlarını incele. İleride konut, ticaret, sanayi, tarım dışı kullanım gibi dönüşümler var mı, bak.
Ulaşım projeleri: Yeni yapılacak yol, köprü, çevreyolu, metro, hızlı tren hattı gibi projeler, toprak değerini ciddi etkiler.
Kamu yatırımları: Hastane, üniversite, organize sanayi bölgesi, lojistik merkez gibi yatırımlar da bölgeyi uçurabilir. Tabi “kafadan atmak” projelere değil, resmi planlara bakmak lazım.
Doğal riskler: Sel, taşkın, heyelan, fay hattı gibi riskler var mı? Sadece fiyat ucuz diye riskli bölgelere girmek, uzun vadede baş ağrısı demek.
Bana sorarsan, belediyeye gidip imar müdürlüğünde 1-2 saat geçirmek, internette günlerce random ilan gezmekten daha değerli. Oradaki memurla konuş, plan notlarını incele, “Bu bölgenin 5-10 yıllık vizyonu ne?” diye sor. Biraz uğraştırır ama getirisi büyük.
3. Tapu ve Hukuki Durum: “Ucuz” Diye Hisseliye Atlama
Toprak yatırımında en çok gözden kaçan ama en kritik konulardan biri de tapu ve hukuki durum. Şu soruların cevabını almadan sakın imza atma:
Tapu hisseli mi, yoksa müstakil parsel mi?
Üzerinde şerh, ipotek, haciz var mı?
Tarla vasfında mı, arsa mı, bağ-bahçe mi?
Yola cephesi var mı, yoksa “yola terk” sorunu çıkabilir mi?
Hisseli tapu, fiyat olarak cazip gelebilir. Ama ileride satarken, bölme yaparken, imar uygulamasında ciddi sorunlar çıkarabilir. “Bi dostum” zamanında hisseli yer almış, yıllardır diğer hissedarları bulamıyor, satamıyor, resmen kafayı yemek üzere. O yüzden, özellikle ilk yatırımında mümkünse müstakil tapu tercih et.
4. Bütçe ve Likidite: Tüm Paranla Tek Parsel Alma Hatası
Toprak, genelde hızlı nakde dönmeyen bir yatırım. Yani bugün satmaya karar verip yarın parayı hesabında görmek her zaman mümkün değil. Bu yüzden:
Tüm birikimini tek parselde kilitleme.
Acil nakit ihtiyacın olursa, seni zorlamayacak bir miktarla gir.
Mümkünse, birden fazla küçük parsel alarak riskini dağıt.
Şmd şöyle düşün: 1 milyon TL’n var ve tek bir yer alıyorsun. O bölge beklediğin gibi gelişmezse, hem psikolojik hem finansal baskı artar. Ama aynı parayı 3-4 farklı bölgede, farklı metrekarelerde dağıtırsan, riskin de doğal olarak yayılır.
5. Zaman Ufku: Toprak Yatırımı “Hızlı Zengin Olma” Aracı Değil
Toprak yatırımı, genelde orta-uzun vadeli bir oyun. 6 ayda, 1 yılda “ikiye katlarım” kafasıyla girersen, hayal kırıklığı yaşama ihtimalin yüksek. Elbette bazı bölgelerde kısa sürede ciddi artışlar olabilir ama bu istisna, kural değil.
Gerçekçi olmak gerekirse, toprak yatırımında 5-10 yıllık perspektif daha sağlıklı. Bu süre zarfında hem bölgesel gelişmeler oturur, hem de senin al-sat için doğru zamanı yakalama şansın artar. Yni, “bugün aldım, seneye Lamborghini” hayali kurma, o işler filmde kalıyor biraz.
Toprak Yatırımında Bütçe Dağılımı Nasıl Olmalı?
Şimdi gelelim esas meseleye: Paranı nasıl yöneteceksin? Toprak yatırımında sadece “kaç metrekare aldığın” değil, bütçeni nasıl dağıttığın da çok önemli. Çünkü yanlış dağılım, seni hem fırsatlardan mahrum bırakır hem de gereksiz risk aldırır.
1. Ana Bütçeyi Belirle: Ne Kadarını Toprağa Ayıracaksın?
Önce büyük resme bakalım. Toplam varlıklarının ne kadarını toprağa bağlayacağını netleştirmen lazım. Örneğin:
Toplam birikimin 1 milyon TL ise, bunun %30–40’ını toprağa, kalanını mevduat, döviz, hisse, altın gibi diğer enstrümanlara dağıtmak daha dengeli olabilir.
Tüm paranı tek varlık sınıfına (sadece toprak, sadece kripto vb.) gömmek, risk yönetimi açısından sağlıklı değil.
Bana sorarsan, toprak yatırımı portföyünün tamamı değil, sağlam bir parçası olmalı. Böylece hem değer artışından faydalanırsın hem de likidite tarafında sıkışmazsın.
2. Tek Parsel mi, Çoklu Parsel mi?
Toprak yatırımında klasik soru: “Bütçemi tek büyük parselde mi kullanayım, yoksa birkaç küçük parsel mi alayım?”
Genel yaklaşım şöyle olabilir:
Tek büyük parsel:
Avantaj: İleride proje geliştirmek, bölüp satmak, tarımsal üretim yapmak için daha esnek.
Dezavantaj: Bölgesel riskin tamamı tek noktada toplanır.
Birden fazla küçük parsel:
Avantaj: Farklı bölgelerde yatırım yaparak risk dağıtımı sağlar.
Dezavantaj: Tapu, harç, masraf sayısı artar; yönetimi biraz daha uğraştırıcı olabilir.
Örneğin 800.000 TL bütçen var. Bununla tek bir bölgede 800 m² arsa almak yerine, üç farklı gelişim aksında 250–300 m²’lik 2–3 parsel almak, uzun vadede daha dengeli bir strateji olabilir. Tabi her zaman “kalite”yi de unutmadan; sırf bölmek için dandik yer almaya da gerek yok.
3. Masrafları Unutma: Sadece Metrekareye Odaklanma
Toprak alırken çoğu kişi sadece “metrekare fiyatı”na bakıyor. Ama işin bir de yan maliyetleri var:
Tapu harcı (alıcı-satıcı payı, genelde pazarlıkla belirleniyor)
Tapu döner sermaye bedeli
Vekalet, ekspertiz, danışmanlık ücretleri (varsa)
Alım sonrası emlak vergisi
Örneğin 500.000 TL’lik bir alımda, toplam masraflar 20–30 bin TL bandına rahat çıkabiliyor. Yni, bütçeni hesaplarken “500 bine yer bakıyorum” diyorsan, aslında 530–540 bin TL’lik bir toplam yükü göze alıyorsun demektir. Bu detayı atlayan çok kişi var.
4. Nakit – Kredi Dengesi: Toprağa Kredi Çekilir mi?
Toprak için banka kredisi kullanmak, konut kredisi kadar kolay değil. Çoğu banka, arsa ve tarla için daha düşük oranlarda kredi veriyor, faizleri de genelde daha yüksek oluyor. Ayrıca vade süreleri de daha kısa.
Bu yüzden:
Mümkünse ağırlıklı nakit ile hareket etmek daha sağlıklı.
Kredi kullanacaksan, aylık taksitlerin gelirini zorlamayacak seviyede olmasına dikkat et.
“Nasıl olsa değer artar, krediyi kapatırım” diye aşırı iyimser senaryolara güvenme.
Şmd dürüst olalım, faizlerin yüksek olduğu bir dönemde, toprağa yüksek oranlı krediyle girmek, risk seviyesini ciddi artırır. Bir noktada “gözüm kesmiyor” diyebilmeli insan.
5. Rezerv Bütçe: Her Şeyi Toprağa Bağlama
Toprak yatırımında sık yapılan hatalardan biri de, tüm nakdi toprağa gömüp, acil durum fonu bırakmamak. Sonra sağlık, iş, aile, iş fırsatı gibi durumlarda nakit lazım olduğunda, elindeki toprağı alelacele, düşük fiyata satmak zorunda kalabiliyorsun.
İdeal olan, toplam birikiminin en az %10–20’sini nakit veya hızlı likit varlıklarda (mevduat, kısa vadeli fonlar vb.) tutmak. Böylece hem psikolojik olarak daha rahat olursun hem de “piyasa düştü, fırsat çıktı” anlarında ekstra alım yapma şansın olur. Bu da seni uzun vadede daha sağlam bir pozisyona taşır.
Toprak Yatırımında Sık Yapılan Hatalar
Toprak yatırımı, doğru yapıldığında cillop gibi bir uzun vadeli strateji olabilir. Ama işin bir de karanlık tarafı var: çok sık yapılan ve pahalıya patlayan hatalar. Şimdi bunları tek tek masaya yatıralım ki, snn aynı çukura düşmeyesin.
1. Sadece “Ucuz” Diye Almak
İlanlarda sık görürsün: “Acil satılık, emsallerinin çok altında fiyat!” İlk bakışta cezbedici. Ama soru şu: Neden bu kadar ucuz?
İmar sorunu olabilir.
Yolu olmayabilir.
Hisseli olabilir.
Tarla vasfında olup, imara girme ihtimali çok düşük bir bölgede olabilir.
“Ucuz” kelimesi, toprakta tek başına bir anlam ifade etmiyor. Önemli olan, emsaline göre ucuz olması ve bu ucuzluğun mantıklı bir sebebinin bulunması. Yoksa “yok artık” dedirtecek kadar düşük fiyatlar, genelde bir yerinde sorun barındırır.
2. İmar Durumunu Kontrol Etmeden İmza Atmak
En kritik hatalardan biri: “Abi burası yakında imara giriyor” cümlesine inanıp, resmi imar durumunu kontrol etmeden alım yapmak. Söz uçar, yazı kalır. O yüzden:
Belediyeden veya e-devlet üzerinden resmi imar durumu belgesi al.
Plan notlarını incele; sadece “konut alanı” yazması yetmez, yükseklik, yoğunluk, çekme mesafeleri gibi detaylar da önemli.
“İmar gelecek” söylemlerine değil, onaylanmış planlara bak.
Birçok kişi, “bi dostum söyledi, burası uçacak” diye yer alıp, yıllarca hiçbir gelişme görmeden bekliyor. Sonra da “toprak yatırımı yalan” moduna giriyor. Aslında sorun toprakta değil, süreçte yapılan hatada.
3. Hisseli Tapuya Göz Kapalı Girmek
Hisseli tapu, özellikle bütçesi sınırlı olan yatırımcılar için cazip görünebiliyor. “Aynı bölgede müstakil 1 milyon, hisseli 500 bin, ben hisseli alayım” mantığı yaygın. Ama:
Diğer hissedarlarla anlaşmak zor olabilir.
Satışta alıcı bulmak daha zor olabilir.
İmar uygulamasında, parselasyon sırasında beklenmedik sonuçlar çıkabilir.
Tabi her hisseli tapu kötü demek değil, ama risk seviyesi daha yüksek. Özellikle ilk yatırımında, hukuki süreçlere çok hakim değilsen, hisseli yerine müstakil tapu tercih etmek daha rahat bir uyku sağlar, bnce.
4. Sadece Söylentilere Göre Hareket Etmek
Toprak piyasasında “duyum” çoktur. “Buraya havaalanı gelecekmiş”, “şuradan otoyol geçecekmiş”, “burası kesin imara giriyormuş” gibi cümleler havada uçuşur. Peki bunların kaçı gerçektir? Açıkçası, çoğu değil.
Bu noktada yapılması gereken:
Resmi kurumların (belediye, bakanlık, Karayolları vb.) yayınladığı plan ve projelere bakmak.
“Arkadaş söyledi” yerine, resmi belge aramak.
Uzun vadeli planlara göre hareket etmek, kısa vadeli söylentilere değil.
Yni, “gatekeep yapmak” gibi bilgiyi saklayan emlakçıların anlattığı hikayelere değil, somut verilere güvenmek lazım. Yoksa wtf dedirtecek hayal kırıklıkları yaşanabiliyor.
5. Zaman Ufkunun Yanlış Ayarlanması
Toprak yatırımına girip, 1–2 yıl içinde büyük kazanç beklemek, çoğu zaman gerçekçi değil. Evet, bazı bölgelerde ani sıçramalar olabilir ama bu genelde büyük projeler açıklandığında ve fiyatlar zaten şişmişken olur.
En sık yapılan hatalardan biri de şu: 2–3 yıl bekleyip, beklediği artışı göremeyen yatırımcı, “olmuyor bu iş” deyip elindekini satıyor. Sonra 3–5 yıl sonra aynı bölge patlayınca, “yapma ya, ben burayı zamanında satmıştım” diye üzülüyor. Zamanlama, sabır ve beklenti yönetimi burada çok kritik.
6. Çevre ve Altyapıyı Göz Ardı Etmek
Bir parselin değeri sadece imar durumuyla değil, çevresel faktörlerle de belirlenir:
Yakınında çöp depolama alanı, sanayi tesisi, gürültü kaynağı var mı?
Altyapı (su, elektrik, kanalizasyon, internet) ne durumda?
Toplu taşıma imkanları nasıl?
Kağıt üzerinde gzl görünen bir yer, sahada gezdiğinde bambaşka bir vibe verebilir. O yüzden mutlaka yerinde gör. Sadece haritadan, uydu görüntüsünden karar verme. Şmd, “gm, kalktım, gidip bakıyorum” moduna girmek gerekiyor bazen.
Toprakta Değer Artışını Belirleyen 7 Temel Kriter
Şimdi gelelim işin en teknik ama en heyecanlı kısmına: Toprakta değer artışını ne belirler? Neden bazı bölgeler 5 yılda 3’e katlarken, bazıları yerinde sayıyor? İşte burada devreye 7 temel kriter giriyor.
1. Lokasyon ve Ulaşım Aksları
“Lokasyon, lokasyon, lokasyon” klişe ama tr. Toprağın değerini en çok etkileyen faktörlerden biri, ulaşım imkanları ve şehre olan bağlantısı.
Mevcut ana yollara, çevreyollarına, otoyollara yakınlık
Planlanan yeni yol, köprü, tünel projeleri
Toplu taşıma (metro, tramvay, otobüs hatları) bağlantıları
Örneğin, yeni bir çevreyolu projesi açıklanan bir bölgedeki topraklar, genelde proje ilerledikçe kademeli olarak değer kazanır. İlk duyum aşamasında, ihale aşamasında, inşaat başladığında ve yol açıldığında olmak üzere, birkaç dalga halinde artış görebilirsin.
2. İmar Durumu ve Planlama
Toprağın imar durumu, değer artışında kilit rol oynar. Tarla vasfından konut veya ticaret imarına geçen bir parselin değeri, kısa sürede ciddi oranda yükselebilir.
Dikkat edilmesi gerekenler:
İmar planında fonksiyon: Konut, ticaret, sanayi, turizm vb.
Emsal (KAKS) ve yükseklik (Hmax) değerleri
Plan notlarındaki kısıtlamalar (yeşil alan, çekme mesafeleri, yapılaşma koşulları)
Aynı bölgede, aynı metrekarede iki parsel düşün. Biri konut imarlı, diğeri tarla vasfında. Aralarındaki fiyat farkı, bazen 3–4 kata kadar çıkabiliyor. Yni, imar durumu, toprak yatırımında oyunun kurallarını baştan yazan bir faktör.
3. Bölgesel Gelişim ve Kamu Yatırımları
Bir bölgenin geleceğini anlamak için, kamu yatırımlarını ve bölgesel gelişim trendlerini takip etmek şart:
Yeni üniversite kampüsleri
Şehir hastaneleri, büyük sağlık kompleksleri
Organize sanayi bölgeleri (OSB), lojistik merkezler
Teknopark, AR-GE merkezleri
Bu tür yatırımlar, bölgeye hem nüfus hem de iş gücü çeker. Nüfus arttıkça, konut ve ticari alan ihtiyacı artar; bu da toprak fiyatlarına yansır. Bir nevi domino etkisi. “Mal bulmuş mağribi” gibi davranıp her duyduğun projeye atlamadan, gerçekten onaylanmış ve bütçesi ayrılmış projelere odaklanmak önemli.
4. Arz – Talep Dengesi
Toprakta da tıpkı diğer piyasalarda olduğu gibi arz-talep dengesi çalışır. Bir bölgede:
Satılık parsel sayısı çok, alıcı azsa → Fiyatlar baskılanır.
Satılık parsel az, alıcı çoksa → Fiyatlar yukarı yönlü hareket eder.
Bu dengeyi anlamak için:
Bölgedeki emlakçılarla konuş.
Online ilan sitelerinde, aynı bölgede kaç ilan var, ne kadar süredir yayında, takip et.
Gerçekleşen satış fiyatlarını (mümkünse) araştır.
İlan fiyatları her zaman gerçek piyasa değerini yansıtmaz. Bazıları “deneme” fiyatıdır. O yüzden, mümkün olduğunca gerçek satış verisi toplamaya çalışmak daha sağlıklı.
5. Parsel Özellikleri: Şekil, Cephe, Eğim
Aynı bölgede, aynı imar durumuna sahip iki parsel bile, fiziksel özellikleri nedeniyle farklı fiyatlanabilir:
Parsel şekli: Dikdörtgene yakın, kullanımı kolay parseller daha değerli olur.
Yola cephe: Geniş yol cephesi olan parseller, özellikle ticari potansiyel için daha caziptir.
Eğim durumu: Çok eğimli araziler, hem inşaat maliyetini artırır hem de kullanım zorluğu yaratır.
Örneğin, 500 m² iki parsel düşün. Biri düzgün, köşe başı, geniş cepheli; diğeri içerde, dar cepheli ve eğimli. Metrekareleri aynı olsa da, piyasa değeri ciddi şekilde farklı olabilir. Bu yüzden, sadece “metrekare” değil, parselin niteliği de hesaba katılmalı.
6. Altyapı ve Çevre Kalitesi
Toprakta değer artışını etkileyen bir diğer önemli kriter de altyapı ve çevre kalitesi:
Su, elektrik, kanalizasyon, doğalgaz hattı var mı?
Fiber internet altyapısı planlanıyor mu?
Yakın çevrede okul, market, sağlık ocağı gibi temel ihtiyaç noktaları var mı?
Altyapısı tamamlanmış, çevresi yavaş yavaş dolmaya başlamış bölgeler, genelde daha stabil ve öngörülebilir bir değer artışı sunar. Tam tersi, altyapısı olmayan, çevresi tamamen boş bölgelerde ise, değer artışı daha çok “beklentiye” dayanır ve risk seviyesi yükselir.
7. Ekonomik Koşullar ve Faiz Ortamı
Son olarak, makro ölçekte ekonomik koşullar da toprak fiyatlarını etkiler:
Faiz oranları yükseldiğinde, kredi maliyeti artar, talep düşebilir.
Enflasyon yüksek olduğunda, insanlar parasını korumak için gayrimenkule ve toprağa yönelebilir.
Genel ekonomik belirsizlik dönemlerinde, alım-satım hacmi düşebilir, fiyatlar yatay seyreder.
Yni, sadece parsel bazında değil, ülke ekonomisi ve küresel trendler de toprak yatırımının performansını etkiler. Bu yüzden, yatırım kararı alırken hem mikro (parsel, bölge) hem de makro (faiz, enflasyon, büyüme) faktörleri birlikte değerlendirmek daha sağlıklı olur.
Özet & Sonuç
Toprak yatırımı, doğru bakış açısıyla ele alındığında, portföyünde sağlam bir yer edinebilecek, uzun vadeli ve nispeten rahat bir yatırım aracı. Platform, sistem ya da genel anlamda bu yatırım türü; kullanıcıyı boğmadan, adım adım ilerlemeye izin veren bir yapıya sahip. Eksilerine rağmen, artıları daha ağır basıyor diyebiliriz.
Eksilerinden çok artıları var: Likidite tarafında zaman zaman sıkıntı yaşanabilse de, enflasyona karşı koruma, uzun vadeli değer artışı ve çeşitlendirme imkanı, toprak yatırımını cazip kılıyor.
Yeni başlayan bir kullanıcı bile kaybolmadan sistemi çözebilir: Temel kavramlar (imar, lokasyon, tapu türleri) öğrenildiğinde, süreç adım adım ilerliyor; biraz araştırma ve sabırla, ilk yatırımını yapmak sandığın kadar karmaşık değil.
Belediyelerin e-imar sistemleri, e-devlet entegrasyonları ve online ilan platformları sayesinde, bölge araştırması ve imar kontrolü eskisine göre çok daha erişilebilir durumda.
Bonuslar/özellikler makul ve şeffaf: Toprak yatırımında “bonus” diyebileceğimiz kısım; kamu yatırımları, ulaşım projeleri ve imar değişiklikleri. Bunlar da resmi kanallardan takip edildiğinde, sürprizden çok öngörülebilir fırsatlar sunuyor.
Belediyelerdeki imar birimleri, tapu müdürlükleri ve işini düzgün yapan emlak danışmanlarıyla iletişime geçtiğinde, süreçle ilgili sorularına net ve insani cevaplar alman mümkün; biraz doğru kişiye denk gelmek yeterli.
Sonuç olarak, toprak yatırımı ne mucizevi bir “bir gecede zengin olma” aracı, ne de tamamen risk dolu, uzak durulması gereken bir alan.
Doğru bilgiyle, gerçekçi beklentilerle ve iyi bir bütçe planlamasıyla yaklaşıldığında, uzun vadede portföyünü dengeleyen, seni enflasyona karşı koruyan ve fırsat çıktıkça değerini hissettiren bir yatırım türü.
Abartmadan, ama küçümsemeden; ayakları yere basan bir stratejiyle ilerlersen, bu alanda kaybolmadan yolunu bulman gayet mümkün, kalın sağlıcakla..
Arazi Yatırımı ile Servet Sahibi Olmanın Sırları
Arsa yatırımı nedir? Arsa yatırımında dikkat etmemiz gerekenler tam liste!