Arsa ve Arazi Satışlarını Hızlandırmanın Yolları
Arsa ve arazi satmak, ilk bakışta “ilanı koy, alıcısını bulur” kadar basit görünebiliyor. Ama işin içine girince, aylarca telefona doğru dürüst arama gelmemesi, gelenlerin de “fiyat çok yüksek” deyip gitmesi çoook nrmal bir senaryo. Peki arsa ve arazi satışlarını gerçekten hızlandırmanın yolu ne? Sadece “ucuz fiyat” mı, yoksa daha stratejik bir yaklaşım mı lazım?

Açıkçası bu iş, hem doğru fiyatlandırma, hem de doğru sunum ve pazarlama dengesine dayanıyor. Bir de işin görünmeyen ama en kritik tarafı var: güven. Tapu, evrak, imar durumu, yol-su-elektrik gibi detaylar net değilse, alıcı “yok artık” moduna girip uzaklaşıyor. Bu yüzden bu yazıda, arsa ve arazi satışlarını hızlandırmak için pratik, uygulanabilir ve sahadan gelen deneyimlerle uyumlu yöntemleri konuşacağız.
Şimdi gelelim esas meseleye: Fiyatı nasıl belirleyeceksin, ilanı nasıl hazırlayacaksın, hangi kanallardan pazarlayacaksın ve alıcıya güveni nasıl vereceksin? Adım adım gidelim.
Doğru Fiyatlandırma: Bölge Analizi ve Piyasa Gerçeklerine Göre Hareket Etmek
Arsa ve arazi satışlarını hızlandırmanın belki de en kritik noktası doğru fiyatlandırma. Fiyatı yanlış koyduğun anda, en gzl ilanı da hazırlasan, en iyi portallara da çıksan, sosyal medyada reklam da versen, iş uzar da uzar. Bana sorarsan, bu işin %50’si fiyat, %50’si sunum ve pazarlama.
Bölge analizi yapmadan fiyat belirlemek neden riskli?
Şöyle düşün: Aynı bölgede, aynı metrekarede, benzer imar durumuna sahip 5 arsa var. Dördü 1.000.000 TL civarında, seninki 1.600.000 TL. Alıcı ne düşünür? “Bu satıcı ya piyasadan habersiz ya da satmaya niyeti yok.” İşte bu algı, daha ilk saniyede oluşuyor.
Peki bölge analizi derken neyi kast ediyoruz?
- Benzer ilanları incelemek: Aynı mahalle, köy veya bölgedeki arsa ve arazilerin m² fiyatlarına bak. Sadece istenen fiyata değil, satılmış ilanlara da odaklanmaya çalış.
- Emlakçılarla konuşmak: Bölgedeki 2–3 emlakçıya gidip “Bu bölgede son dönemde kaçtan satış oldu?” diye sor. Herkes net rakam vermeyebilir ama ortalama bir bant çıkar.
- Belediye ve imar durumu: İmar planında yeni yol, sanayi, üniversite, hastane gibi projeler varsa, bu fiyatı etkiler. Ama sadece “duyum” üzerinden fiyat şişirmek, alıcıda “kafadan atmak” hissi uyandırır.
Bu noktada şunu söylemek lazım: Arsa ve arazi fiyatı, sadece metrekareyle ölçülmez. Konum, imar, yola cephe, eğim, manzara, altyapı (su, elektrik, kanalizasyon) gibi faktörler de devreye girer. Yani iki arsa aynı m²’de olsa bile, biri diğerinden %30–40 daha değerli olabilir.
Piyasa gerçeklerine göre “satılabilir fiyat” belirlemek
Bir de işin “satılabilir fiyat” kısmı var. Kağıt üzerinde “bu arsa 2 milyon eder” demek kolay. Ama piyasa o fiyata tepki veriyor mu, asıl soru bu. Peki satılabilir fiyatı nasıl bulursun?
- Karşılaştırmalı analiz yap: Aynı bölgede, benzer özellikteki 5–10 ilanı listele. En düşük ve en yüksek fiyatları eleyip ortalamaya bak.
- Hızlı satmak mı, beklemek mi? Eğer hızlı satış istiyorsan, piyasa ortalamasının bir tık altına inmen gerekebilir. “Acele değil, beklerim” diyorsan, ortalamanın biraz üstü de denenebilir ama bu durumda süren uzar.
- Pazarlık payını abartma: “Nasıl olsa pazarlık yaparız” diye %20–30 şişirilmiş fiyatlar, alıcıyı daha ilandan soğutuyor. %5–10 pazarlık payı genelde yeterli.
Peki neden bu kadar önemli? Çünkü alıcılar artık portallarda onlarca ilan görüyor, fiyatları karşılaştırıyor, hatta bazıları Excel’de liste bile yapıyor. Yni kimse “fiyat körü” değil. Fiyatın bariz şekilde şişkinse, daha telefonda bile ciddiye alınmama riskin var.
İmar durumu, hisseli tapu ve altyapının fiyata etkisi
Arsa ve arazi satışlarında, sadece “kaç m²?” sorusu yetmez. Alıcıların aklındaki kritik sorular şunlar:
- İmar durumu nedir? Tarla mı, imarlı arsa mı, konut mu, ticari mi? Kat adedi, emsal, TAKS-KAKS gibi detaylar, özellikle yatırımcı için çok önemli.
- Tapu hisseli mi, müstakil mi? Hisseli tapu, birçok alıcı için risk demek. Fiyatı da buna göre daha düşük olmalı. Müstakil tapu ise daha hızlı ve rahat satılır.
- Yol, su, elektrik vr mı? Yola cephe, resmi yolu olan, elektrik-su hattına yakın yerler, doğal olarak daha değerli. “Yol yok ama traktör giriyor” dediğin yerle, asfalt yola cephe yer aynı fiyata gitmez.
Bu detayları fiyatlandırmaya yansıtmazsan, ya kendini ucuza satarsın ya da “dandik fiyat politikası” yüzünden aylarca beklemek zorunda kalırsın.
Duygusal bağ ve “benim gözümde bu arsa…” tuzağı
Bir de işin duygusal tarafı var. Özellikle miras kalan veya uzun yıllar aileye ait olan arazilerde, “bnm babam zamanında burayı…” diye başlayan cümlelerle fiyat yükseltiliyor. Ama piyasa, senin anılarını değil, değerini satın alıyor.
Bana sorarsan, fiyat belirlerken şu soruyu sormak iyi bir filtre:
“Bu arsayı hiç tanımadığım birine ait olarak görsem, bu fiyata alır mıydım?”
Cevap içten içe “yok artık, çok” ise, orada bir revizyon şart. Yoksa ilan aylarca portalda “eskir”, alıcılar da “bu satılmayan ilan” diye bakmaya başlar.
İlan Sunumu ve Görsel Kalitesi: Alıcıyı İlk 5 Saniyede Yakalamanın Sırları
Doğru fiyatı buldun, tmm. Şimdi sırada, bu fiyatı ve arsayı nasıl sunduğun var. Çünkü alıcıların büyük kısmı, ilanlara bakarken ilk 3–5 saniyede karar veriyor: “Devam edeyim mi, geçeyim mi?”
Bu noktada ilan başlığı, açıklama metni ve görseller, arsa ve arazi satışlarını hızlandırmanın en pratik kaldıraçları. Açıkçası, kötü fotoğraflı, eksik açıklamalı bir ilan, ne kadar iyi arsa olursa olsun, “gözüm kesmiyor” hissi veriyor.
İlan başlığı: Ne çok boş, ne de clickbait
İlan başlığı, alıcının ilk gördüğü yer. “Satılık arsa” yazıp geçmek, bu dönemde biraz “random” kalıyor. Ama “Yatırım fırsatı, kaçırmayın, bomba gibi” gibi abartılı başlıklar da güven kırıyor.
Dengeli bir başlık için şu formülü kullanabilirsin:
[Konum] + [Tür] + [Öne çıkan 1–2 özellik]
Örnekler:
- “İzmir Seferihisar’da Yola Cephe 500 m² İmarlı Arsa”
- “Sakarya Sapanca Göl Manzaralı 1.000 m² Müstakil Parsel”
- “Ankara Gölbaşı’nda Yatırıma Uygun 3.000 m² Tarla”
Burada önemli olan, gerçekçi olmak. “Denize sıfır” yazıp, aslında 1 km uzakta olan yere alıcı “wtf” der, güveni kaybedersin. Kısa, net, bilgi veren başlıklar her zaman daha sağlam.
Açıklama metni: Alıcının aklındaki soruları daha sormadan cevapla
İlan açıklamasında yapılan en büyük hata, “Tüm detaylar için arayınız” deyip geçmek. Bu, alıcıya “ben uğraşmak istemiyorum, sen beni ara” demek gibi. Oysa iyi bir açıklama, arsa ve arazi satışlarını ciddi şekilde hızlandırır.
İyi bir açıklamada şu sorulara mutlaka cevap ver:
- Arsanın konumu (il, ilçe, mahalle/köy, ana yollara uzaklık)
- Tapu durumu (müstakil mi, hisseli mi?)
- İmar durumu (imar var mı, yok mu, ne tür?)
- Metrekare ve parsel bilgisi
- Yol, su, elektrik durumu
- Etrafındaki önemli noktalar (okul, hastane, sanayi, turistik alan vs.)
- Arsanın eğim, manzara, toprak yapısı gibi fiziksel özellikleri
Örnek bir açıklama iskeleti:
“Ankara Gölbaşı Karagedik bölgesinde, 1.250 m², müstakil tapulu, kadastro yoluna cepheli tarla. Parsel tek tapu olup hisseli değildir. Etrafında yapılaşma başlamış, yakınında elektrik hattı vr. Gölbaşı merkeze araçla 10 dk mesafede, ana yola 800 m uzaklıktadır. Yatırım veya hobi bahçesi için uygundur. İmar durumu tarla olup, detaylı bilgi için arayabilirsiniz.”
Gördüğün gibi, ne gereksiz övgü var ne de bilgi eksikliği. Net, sade, alıcının işine yarayan bilgiler.
Görseller: “Nasıl olsa arsa, ne çeksem olur” demek büyük hata
Arsa ve arazi ilanlarında en çok yapılan hata, 2–3 tane bulanık, eğri büğrü fotoğraf yüklemek. “Zaten toprak, ne fark eder?” diye düşünülüyor. Ama alıcı, fotoğrafa bakarak şunları anlamaya çalışıyor:
- Arsanın genel şekli (dikdörtgen mi, yamuk mu?)
- Eğim durumu (düz mü, yamaç mı?)
- Yola cephe var mı?
- Etrafında yerleşim veya yapı var mı?
Bu yüzden, fotoğraf çekerken şu noktalara dikkat et:
- Gündüz, mümkünse güneşli bir havada çek.
- Arsanın farklı köşelerinden fotoğraf al.
- Yola cephe varsa, yolu da kadraja al.
- Mümkünse drone ile üstten görüntü al; bu, alıcıda “vay anasını, net görünüyor” etkisi yaratır.
- Çevredeki önemli noktaları (yol, yerleşim, manzara) da göster.
Bir de ekran görüntüsü (screen kaydetmek) gibi harita görselleri eklemek çok işe yarıyor. Örneğin, Google Maps’ten veya e-devlet parsel sorgudan alınmış, parselin işaretli olduğu bir görsel, alıcıya “bu iş şeffaf” hissi verir.
Harita ve konum paylaşımı: Ne kadar detay, o kadar güven
Birçok satıcı, “Konumu tam vermeyeyim, sonra emlakçılar rahatsız eder” diye düşünüp, konumu gizliyor. Ama alıcı tarafında bu, “Acaba sakladığı bir şey mi var?” şüphesi doğurabiliyor.
En azından şu bilgileri net ver:
- İl, ilçe, mahalle/köy adı
- Ana yola, merkeze, önemli noktalara yaklaşık mesafe
- İlan içinde veya WhatsApp üzerinden konum linki atmak (ciddi alıcıya)
Şmd şöyle bir gerçek var: Ne kadar net ve detaylı bilgi verirsen, o kadar boş arama azalır, gerçekten ilgilenen alıcılar sana ulaşır. Yni hem zaman kazanırsın hem de satış süreci hızlanır.
Hedef Kitleye Uygun Pazarlama Kanalları: Sosyal Medya, Portal ve WhatsApp Stratejileri
Arsa ve arazi satışlarını hızlandırmak istiyorsan, sadece “bir portala ilan koydum, bekliyorum” mantığı artık yetmiyor. Farklı alıcı profilleri, farklı kanallarda geziyor. Kimi sahibinden sitelerinde, kimi Facebook gruplarında, kimi de Instagram’da story’lere bakarken arsa görüyor.
Bu noktada, hedef kitleyi tanımak ve ona göre kanal seçmek çok önemli. Çünkü her arsa, her alıcıya hitap etmiyor.
Kim, nereden arsa bakıyor? Hedef kitleyi netleştirmek
Önce şu soruyu sor:
“Bu arsayı kim alır?”
Örneğin:
- Şehir merkezine yakın, imarlı küçük parseller → Ev yapmak isteyen aileler
- Gelişmekte olan bölgede büyük metrajlı tarlalar → Yatırımcılar
- Doğa içinde, manzaralı, küçük parseller → Hobi bahçesi isteyen beyaz yakalılar
Hedef kitleyi kafanda netleştirdiğinde, hangi kanala ağırlık vereceğin de netleşir.
Emlak portalları: Hâlâ en temel vitrin
Sahibinden, Emlakjet, Zingat gibi portallar, arsa ve arazi satışlarında hâlâ en çok kullanılan kanallar. Burada dikkat etmen gerekenler:
- Doğru kategori seç: Tarla mı, arsa mı, bağ-bahçe mi? Yanlış kategori, yanlış kitle demek.
- Filtrelere uygun bilgi gir: Metrekare, imar durumu, tapu durumu, ada-parsel gibi alanları boş bırakma.
- Öne çıkarma (vitrin, vitrin plus vs.) gibi özellikleri, özellikle ilk 1–2 hafta kullanmak, görünürlüğü ciddi artırır.
Burada amaç, “her yerde olayım” değil, bulunduğun yerde kaliteli görünmek. Yni bir tane düzgün hazırlanmış ilan, 5 tane eksik ve dandik ilandan çok daha etkili.
Sosyal medya: Facebook grupları, Instagram ve TikTok etkisi
Son yıllarda, özellikle Facebook köy/ilçe grupları ve Instagram üzerinden arsa satışı ciddi şekilde arttı. Hatta bazıları sadece story ve Reels ile bile alıcı buluyor. Peki nasıl?
- Facebook grupları: “İzmir Arsa Arazi İlanları”, “Sakarya Satılık Arsa” gibi gruplara üye olup, ilanını orada paylaşabilirsin. Ama spam yapmadan, açıklayıcı ve net bir post hazırlamak önemli.
- Instagram: Kısa video (Reels) ile arsanın etrafını gezerek anlatman, düz fotoğraftan çok daha etkili. İnsanlar “vibe” görmek istiyor, sadece toprak değil.
- WhatsApp durum (status): Çevrende potansiyel alıcı olabilecek kişiler varsa, durum kısmına ilan görsellerini koymak bile bazen iş yapıyor.
Burada ufak bir tüyo: Sosyal medyada paylaşırken, konum etiketi ve hashtag kullanmak (örneğin #sapancaarsa, #seferihisarsatılıkarsa) görünürlüğü artırabilir. Ama abartıp 30 tane etiket doldurmaya da gerek yok, 4–5 tane yeter.
WhatsApp ve direkt iletişim: Ciddi alıcıyı kaçırmamak
Arsa ve arazi satışlarında, ilk temas genelde telefonla olur ama süreç çoğu zaman WhatsApp üzerinden devam eder. Çünkü insanlar konum, fotoğraf, video, tapu görseli gibi şeyleri hızlıca görmek istiyor.
Burada dikkat edebileceğin noktalar:
- İlk mesajda “mrb, ilanla ilgileniyorum, konum atar mısınız?” gibi bir mesaj gelirse, kısa ve net cevap ver. Çok soğuk veya çok resmi olma.
- Hazır bir bilgi paketi oluştur: Konum linki, 8–10 fotoğraf, varsa drone görüntüsü, tapu görseli (kişisel bilgiler kapatılmış), imar durumu ekran görüntüsü. Bunları tek tek uğraşmadan, bir klasör gibi atabilirsin.
- Sesli mesaj yerine, mümkün olduğunca yazılı ve net bilgi ver; alıcı sonra dönüp bakmak isteyebilir.
Bu arada, bazen alıcılar çok soru sorabiliyor, hatta biraz “trip atmak” moduna bile girebiliyor. “Neden bu kadar pahalı?”, “Yan parsel kaça gitti?” gibi. Bu noktada sakin kalıp, veriye dayalı cevap vermek önemli. “Böyle işte” demek yerine, “Bölgedeki emsaller şu bantta, imar durumu şu, bu yüzden fiyat bu seviyede” dersen, güven artar.
Profesyonel destek: Her şeyi tek başına yapmak zorunda değilsin
Her şeyi knd başına yapmak zorunda değilsin. Bölgeyi iyi bilen, referansı sağlam bir emlak danışmanı ile çalışmak, özellikle şehir dışında veya çok vaktin yoksa, süreci ciddi anlamda hızlandırabilir.
Tabii burada da dikkat etmek lazım:
- Her emlakçıyla değil, bölge uzmanı olanlarla çalış.
- Komisyon, yetki süresi, ilan paylaşımı gibi konuları baştan netleştir.
- İlanın birden fazla yerde, farklı fiyatlarla çıkmamasına dikkat et; bu, alıcıda “gereksiz karışıklık” hissi yaratır.
Özetle, doğru kanalda, doğru sunumla görünür olmak, arsa ve arazi satışlarını hızlandıran en önemli faktörlerden biri. Sadece “ilanı koydum, bekliyorum” devri biraz geride kaldı diyebiliriz.
Satış Sürecinde Güven İnşa Etmek: Tapu, Evrak ve Şeffaf Bilgilendirme Yönetimi
Şimdi gelelim işin belki de en kritik tarafına: güven. Arsa ve arazi satışlarında, alıcıların en büyük korkusu “Acaba bir sorun çıkar mı?” sorusu. Tapu, imar, hissedar, şerh, ipotek, yol, kadastro vs. derken, insanlar haklı olarak tedirgin olabiliyor.
Bu yüzden, arsa ve arazi satışlarını hızlandırmanın en sağlam yolu, şeffaf ve düzenli bir evrak yönetimi ile alıcıya “rahat ol, her şey açık” hissini vermek. Açıkçası, bu hissi verdiğin anda, fiyat pazarlığı bile daha yumuşak geçiyor.
Tapu bilgilerini saklamak yerine, kontrollü şekilde paylaşmak
Birçok satıcı, tapu bilgilerini paylaşmaktan çekiniyor. Tamamen açık etmek elbette doğru değil ama hiçbir şey söylememek de alıcıyı uzaklaştırıyor.
Ne yapabilirsin?
- Tapunun fotoğrafını çekip, TC kimlik, adres gibi kişisel kısımları kapatarak alıcıya gönderebilirsin.
- Ada, parsel bilgilerini verip, “İsterseniz e-devlet üzerinden siz de sorgulayabilirsiniz” demek, ciddi bir güven artışı sağlar.
- Tapu türünü (arsa, tarla, bağ, bahçe) net şekilde söyle; “Tarla ama imara açılacak” gibi muğlak cümlelerden kaçın.
Burada amaç, “gatekeep yapmak” değil, kontrollü şeffaflık. Yni hem kendini koru hem de alıcıyı bilgilendir.
İmar durumu ve belediye bilgileri: “Duydum ki” değil, “sordum ve öğrendim”
Alıcıların en çok sorduğu sorulardan biri: “İmar var mı, ne zaman gelecek?” Eğer cevabın “Belediye imara açacakmış, duydum” seviyesindeyse, bu pek ikna edici olmaz.
Daha sağlam bir yaklaşım için:
- İlgili belediyeye gidip, imar durumu belgesi alabilirsin.
- İmar planı değişikliği, yeni yol, proje vs. varsa, bunların resmi kaynağını öğrenmeye çalış.
- Alıcıya “İsterseniz birlikte belediyeye gidelim, yerinde soralım” demek, güveni katlar.
Peki neden bu kadar önemli? Çünkü arsa ve arazi alıcılarının büyük kısmı, yatırım amaçlı alıyor. Yatırımcı da “sözle” değil, belgeyle hareket etmek ister. “Bi dostum belediyede çalışıyor, imara açılacak” cümlesi, kulağa hoş gelse de, tek başına yeterli değil.
Hisseli tapu, şerh, ipotek gibi riskleri baştan konuşmak
Hisseli tapu, aile içi anlaşmazlıklar, ipotek, haciz gibi konular, alıcı için kırmızı bayrak. Ama bu sorunları saklamak yerine, baştan dürüstçe anlatmak, bazen sandığından daha pozitif etki yaratır.
Örneğin:
- “Tapu hisseli ama kendi payımı satıyorum, diğer hissedarlarla da konuşup onay aldım.”
- “Üzerinde küçük bir ipotek vr, satıştan önce kapatacağım, isterseniz birlikte bankaya gidelim.”
- “Aile içinde miras paylaşımı yapıldı, veraset ilamı hazır, intikal işlemleri tamamlandı.”
Bu tarz net açıklamalar, alıcıya “Bu kişi işini biliyor ve saklamıyor” hissi verir. Saklayıp, tapuda sürpriz çıkarmak ise, hem satışın iptal olmasına hem de çevrede kötü referans oluşmasına neden olabilir.
Yer gösterme ve yüz yüze iletişim: Tavır, en az evrak kadar önemli
Arsayı göstermeye gittiğinde, sadece “işte burası” deyip susmak yerine, bilgi veren, sakin ve açık bir tavır çok fark yaratır. İnsanlar, topraktan önce, satıcıyı tartar.
Yer gösterirken şunlara dikkat edebilirsin:
- Arsanın sınırlarını mümkün olduğunca net göster (kazık, taş, ağaç, tel vs.).
- “Şurası komşu parsel, burası yol, buradan elektrik hattı geçiyor” gibi açıklamalar yap.
- Alıcının sorularına “bilmiyorum” demekten çekinme ama sonrasında “sorup dönerim” diyorsan, gerçekten dön.
Bu noktada, çok abartılı satış cümleleri (“Burası var ya, 2 seneye 3’e katlar, ateş gibi yer”) yerine, gerçekçi ve ölçülü cümleler kullanmak daha etkili. İnsanlar artık “mal bulmuş mağribi” gibi davranan satıcıdan biraz uzak duruyor.
Sözleşme, kapora ve tapu randevusu sürecini net yönetmek
Alıcı karar verdiğinde, işin resmi kısmı başlıyor. Burada da şeffaflık ve düzen, satış hızını etkiler.
- Kapora: Kapora alırken mutlaka yazılı bir sözleşme yap. Kapora miktarı, iade şartları, satış bedeli, tapu tarihi gibi maddeleri net yazın.
- Tapu randevusu: Tapu müdürlüğünden randevu alırken, alıcıya süreci anlat: “Şu belgeler lazım, şu harçlar ödenecek, şu saatte orada olalım” gibi.
- Masraflar: Kim neyi ödeyecek (tapı harcı, döner sermaye, emlakçı komisyonu vs.) baştan konuşulmalı. Son dakika “Ha bu da var” demek, güveni zedeler.
Bu süreçte, alıcıya düzenli bilgi vermek (örneğin “Randevuyu aldım, şu gün şu saatteyiz” diye WhatsApp’tan yazmak) bile, “Bu satıcı sağlam” hissini güçlendirir.
Özet & Sonuç
Arsa ve arazi satışlarını hızlandırmak, aslında tek bir sihirli formüle bakmıyor. Doğru fiyatlandırma, iyi hazırlanmış ilan ve görseller, hedef kitleye uygun pazarlama kanalları ve şeffaf, güven veren bir satış süreci bir araya geldiğinde, işler doğal olarak hızlanıyor.
Bu noktada şunu söylemek lazım: Her arsa, her dönemde, her fiyata satılacak diye bir kural yok. Piyasa durgun olabilir, bölgeye talep az olabilir, ekonomik koşullar alıcıyı yavaşlatabilir. Ama sen fiyatı gerçekçi tutar, ilanını düzgün hazırlar, doğru kanallarda görünür ve evraklarını şeffaf yönetirsen, elindeki gayrimenkul, benzerlerine göre çok daha hızlı alıcısını bulur.
Aşırı övmeye gerek yok; bu anlattıklarım, “bir gecede satarsın” garantisi vermez. Ama sahada işleyen, mantıklı ve uygulanabilir adımlar. Birkaçını bile hayata geçirdiğinde, gelen aramaların kalitesinin arttığını, pazarlıkların daha sağlıklı ilerlediğini ve “acaba satılır mı?” stresinin brzl azaldığını büyük ihtimalle hissedersin. Geri kalanı da zaten zaman, piyasa ve biraz da kısmet işi diyelim.
Arazi yatırımı kazandırır mı?
Bir Arazinin Gerçek Değeri Nasıl Hesaplanır?